Arama İzni Çıkartıldı

4 Ocak 2018 Perşembe

DAYI

DAYI



‘’Değiştirdin mi bezi?’’
‘’Yok dayı. Değiştireyim mi?’’
‘’Boşver.’’
Sigarasını içmeye devam etti. Hafif çiseleyen yağmurun altında, evin ön kısmındaki divanda oturuyordu Ahmet’le. Sefer Dayı derler kendisine, eski muhtarlarından köyün.
‘’Çağırdın mı doktoru?’’
‘’Çağırdım.’’
‘’Saat kaç?’’
‘’3 oldu dayı.’’
‘’Güzel.’’
Keyiflice çekti sigarasını içine
. Hafif üşüyen bedenini yeleğiyle sardı sıkı sıkıya Sefer Dayı. Uzattı bacaklarını divana, koydu şapkasını başının altına uzandı.
‘’İnlemeye devam ediyor mu?’’
‘’Yok dayı, kesildi sesi biraz.’’
‘’Saat kaç?’’
‘’5 dakika oldu soralı dayı, söyleyeyim mi yine?’’
‘’Boşver.’’
Güldü kendi kendine. Yağmurun sesi, toprağın kokusu bir de sigarasının dumanı keyiflendirmişti iyice.
‘’Namaza ne kadar var?’’
‘’Var bir bir buçuk saat kadar dayı.’’
‘’İçsek bir rakı, yetişir miyiz sabaha?’’
‘’Tövbe de dayı. Doktor gelecek hem ne rakısı’’
‘’Çağırdın mı doktoru?’’
‘’Çağırdım dedim ya.’’
‘’Çağırdıysan nerede ulan bu doktor!’’
Gülerek konuşuyordu Sefer Dayı. Gülmesi sinirdendi.
‘’Bakıp geleyim mi tekrardan?’’
‘’Sormadan bir bok da beceremezsin değil mi? Kalk bak gel.’’
‘’Eyvallah dayı.’’
Doğruldu Sefer Dayı, yavaşça dikildi ayağa. Gömleğini pantolonunun içine soktu ağzında bitmek bilmeyen uzun sigarasını yavaşça içine çekerken. Pencereden içeriye doğru uzattı kafasını, ses kesilmişti. Hafiften bir tebessüm belirdi dudaklarında, sakalını sıvazladı. Ayakkabılarını geçirdi ayaklarına, merdivenlerden inerek yağmura bıraktı kendisini. Bahçeye doğru yürüyordu elleri arkada. Sigarası da bitmişti sonunda, izmaritine kadar içmişte yine. Attı izmariti, bastı üstüne. Bahçeye gelince yerden kazmayı aldı. Yeleğini çıkarttı, yere yakın bir dala astı. Kirli beyaz gömleğinin kollarını usulca sıyırdı. Biraz da paçalarını. Kazmayı yavaşça kavradı. İyice hissetti ve ardından bağırarak vurmaya başladı kazmayı toprağa. Bu sırada Ahmet, doktorla birlikte geri dönüyordu. Sefer Dayı’nın sesini duyunca koşmaya başladı. Eve vardığında ilk olarak daldı kapıdan içeri sonrasında koştu bahçeye.
‘’Doktooor, sen içeri koş çabuk! Geliyoruz hemen.’’
Doktor içeri girdi. Ahmet bahçeye koştu. Sefer Dayı’nın yanına geldiğinde zor durdurdu onu.
‘’Dayı etme gözünü seveyim, gel şöyle. Islanacaksın iyice. Dayıı, etme.’’
Sefer Dayı, tek eliyle itti Ahmet’i, gücü de kalmamıştı sonrasında zaten. Bıraktı kendisi toprağa. Attı kazmayı önüne.
‘’Saat kaç?’’
‘’Üç buçuk oldu dayı.’’
‘’Değiştirdin mi bezi?’’
‘’Doktor geldi dayı, içerde.’’
Doğruldu yerinden, ceketini daldan aldı. Hiçbir şey olmamış gibi indirdi sıvadığı kollarını, paçalarını, giydi ceketini. Yavaşça eve doğru yürümeye başladı, sırılsıklam olmuştu.
‘’Sabah namazına yetişir miyiz Ahmet?’’
‘’Dur hele dayı, şu doktor baksın bir önce.’’
Eve geldiler. Sefer Dayı kendisini direkt divana bıraktı. Ahmet, içerden kuru kıyafetle havlu getirdi bir koşu. Ayaküstü değiştirdi orada üstünü Sefer Dayı’nın. Sonra tekrar uzandı divana dayı. Ahmet tekrar doktorun yanına gitti.
‘’Durum ne doktor?’’
‘’Öldü.’’
‘’Ne demek öldü, ölmemesi gerekti doktor!’’
‘’Öldü işte, çok geç haber vermişsiniz. Jandarmayı çağırmam gerek.’’
‘’Kimseye ses etme gözünü seveyim doktor, kurtaramaz mısın?’’
‘’Çok geç.’’
Ahmet, dayının yanına çıktı. Sefer Dayı, yine bir sigara yakmıştı.
‘’Dayı.’’
‘’Söyle.’’
‘’Ölmüş, dayı.’’
‘’Boşver’’
‘’Ne yapacağız şimdi? Doktor, Jandarma çağıracağım diyor.’’
‘’Önce bir abdest alacağız, sonra da namaza gideceğiz. Çıkışta da imamı getirir, gömeriz.’’
‘’Dayı, bir sıkıntı olmasın?’’
‘’Namaza yetişemezsek mi?’’
‘’Yok, dayı. Kolay mı ölü gömmek.’’
‘’Zor olsa mezarlıkların doluluğu niye Ahmet?’’
‘’Örteyim o zaman üstünü, sonra da abdest alayım.’’
‘’Doktor’u da kitle bir süre. Namazdan gelene kadar.’’
‘’Dayı, daha da büyüyecek iş yapmayalım.’’
‘’Eski muhtar adam öldürdü, gerekirse doktor da öldürür. Ne diyorsam onu yap.’’
‘’Eyvallah dayı.’’
Ahmet içeride doktoru banyoya kitledi. Ölünün de üzerini örtüp abdestini aldı.

‘’Geldim dayı.’’
‘’Örttün mü üstünü?’’
‘’Örttüm dayı.’’
‘’Kilitledin doktoru?’’
‘’Kilitledim dayı.’’
‘’Saat kaç?’’
‘’4 oldu.’’
‘’İmamı çağırdın mı?’’
‘’Yok, çağırmadım. Namazdan sonra getirmeyecek miydik?’’
‘’Boşver. Ben uyuyorum.’’

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

okuduğunuz yazıya dair yapacağınız yorumları esirgememeniz ümidiyle^^

ADEM

ADEM ... Adem, köyün kahvesine babasının yanına gitmişti. Kahvede babasının yanında oturmuş oralet içerken, masadaki gazetelere...